Skylife: Eylul 2001
TAŞA İŞLENEN MİDYAT
Yazı EMEL ÇELEBİ
Fotoğraflar SERVET DİLBER / PRINT PHOTOBANK
TURKEY
Yan yana konulan her taş aslında bir harfti.
Taş taş üstünde yükseldi, daracık sokaklara duvar oldu.
Sır vermedi duvarlar. Yazın serin, kışın sıcak
odalar, sofalar, nice yaşamların tanığı kat kat
avlular gizlendi içlerinde. Evlerin pencereleri komşununkiyle göz göze
gelmedi asla, öyle örüldüler. Ama, taşlar elbirliğiyle yükselirken
kökleri çok eskiye dayanan bir kültürü ele veren cümleler de
kuruluyordu kendiliğinden. Yumuşak başlı Midyat taşı
incelikle boyun eğiyordu Süryani ustaların maharetli ellerine.
Yamacın tatlı eğimine sırtını dayayan yapıların
içi dışı 'Midyat işi' denilen taş işçiliğiyle
bezeniyordu. Ön yüzlerindeki kapı, pencere kenarlarına, saçak
altlarına, sütun ve kemerlere işlenen laleler, karanfiller,
sarmaş dolaş asma dalları, içe dönük, alçakgönüllü,
duyarlı yaşamların zenginliğiydi. Bereket, sabır,
hüzün ve inanç dantel dantel dile geliyordu taşta. En çok kullanılan
sözcükler inanç ve bereketti belki de. Çünkü tılsımı
bol, bereketi bol topraklarda kuruluydu Midyat...
Midyat, uygarlıklar yeşerten iki büyük
nehrin Dicle ve Fırat'ın kolları arasında, Yukarı
Mezopotamya'da kurulu. İlçe, batıda Mardin, kuzeyde Hasankeyf,
doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin sınırları içinde
kalan inişli çıkışlı, yüksek bir kalker
platosunun, 'Turabdin'in merkezi konumunda. İnanç yüklü bir sözcük
Turabdin; 'Tanrı Hizmetkârları Dağı' anlamına
geliyor. Bu ad 4. yüzyıldan itibaren bu coğrafyada kurulan
yaklaşık 80 manastırda yaşayan keşişlere
ithafen verilmiş. Turabdin, Süryani Ortodoks kilisesinin de nüvesinin
atıldığı yer ve Midyat 1478'den beri metropolitlik
merkezi. İlçenin tarihi bin yıllar öncesine uzanıyor...
Yazılı tarih öncesinde, MÖ 3. bin yılda, Hurrilerin
yurduymuş bu topraklar. MÖ 9. yüzyıla tarihlenen Asur
tabletlerinde Midyat'ın adı 'Matiate', yani 'mağaralar
şehri' olarak geçiyor. Üç kilometre uzaklıktaki Eleth mevkii
yöredeki ilk yerleşim yerinin mağaralar olduğu görüşünü
doğruluyor. İlk Hıristiyanlar da buradaki mağaralarda
yaşamışlar.
Kavimler tarih boyunca kuşlar misali bir konup bir
göçmüşler bu engebeli topraklar üzerinde... Ele geçirip,
zenginliklerine sahip çıkmaktan gurur duymuş krallar. Asur kralı
II. Aşurnasipal MÖ 879'de, "Matiate'yi ve köylerini buyruğum
altına soktum. Bol ganimet edinip, onları yüklü bir haraca ve
vergiye bağladım" der muzafferane bir şekilde. Bölge
bu tür olaylarla sık sık karşı karşıya kalır.
Mitannileri, Asurları, Urartular izler. Sonra Medler, Persler,
Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Selçuklular ve
Osmanlılar hükmeder.
Bugün cami minareleriyle kiliselerin çan kulelerinin
siluetini belirlediği Midyat, Süryani kültürünün inceliğiyle
şekillenmiş. Taş işlemeciliğinden telkâriye,
dokumacılıktan marangozluğa, altın ve bakır işlemeciliğine
kadar el sanatlarının pek çok türü onların işbilirliğiyle
serpilip gelişmiş. Süryaniler (Asuri) Yukarı Mezopotamya'nın
en eski yerel halklarından. Bölgenin Roma İmparatorluğu hükmünde
bulunduğu bir devirde, MS 38'de, putperest inançlara baş kaldırıp
Hıristiyanlığı seçiyorlar.
Sayıları her geçen gün azalıyor
Midyat'ta. 60'lı yıllarda Almanya'nın işçi almasıyla
başlayan göçler halen devam ediyor. Ama, "Burada geçirdiğim
bir saat, oradaki bir ömre bedel" diyor Kenan. Onun da akrabaları,
ağabeyleri gurbette. Kenan, genç bir telkâri ustası. Sanatının
inceliklerini anlatıyor bize. Telkâriyle uğraşmak sabır
istiyor, göz nuru istiyor ve çok zaman alıyor. Dinler, diller ve
gelenekler iç içe burada... Müslümanlar, Hıristiyanlar ve sayıları
az da olsa çevre köylerde yaşayan Yezidiler zengin bir kültür
mozaiği yaratıyor. Sevinç de, acı da insanlık hali.
Ayrı gayrı demeden paylaşılıp gidiyor. İçten
bir merhaba yetiyor kapıların, yüreklerin açılmasına.
Bir alay çocuğun oyunlar kurduğu bir sokakta rastlıyoruz
Ahmet'e. Avlusundan güvercinler kanatlanıyor. Meğer Mardin,
Midyat yöresinin de kuşları meşhurmuş, Urfa'nınkiler
gibi. "Burada hepimiz kardeşiz," diyor o ve ekliyor, "Barışı
seven güvercinleri de sever." Avludan komşu evler görülüyor.
Ta ötede, yamacın en tepesinde görünen Konuk Evi, Midyat'ta
herkesin sevgiyle andığı eski Kaymakam Feyzullah Özcan ve.
metropolitliğin çabalarıyla satın alınıp restore
edilmiş. Pek yakında misafirlerini ağırlamaya hazır
konuma gelecek. Midyat'ta diller, dinler ve gelenekler farklı... Ama,
cami minarelerinden yayılan ezan sesi de, kilise çanları da
insanları hoşgörüye, kardeşliğe davet ediyor.
Metropolit merkezi olarak kullanılan Mort Şmuni'den yükselen
dualar, ilçenin doğusunda kalan Gülgöze (Aynverd) köyündeki en
az 1300 yıllık Mor Had Bşabo Kilisesi'nden yapılan
duaya karışıyor: "Ya Rab... İçimdeki sevgiyi
yeniden uyandır, içimdeki her türlü bencilliği, kıskançlığı
ve kini yakarak kül et ve yüreğimi ısıt..." Sevgi sözcükleri
yolları aşıyor. Daha uzaklarda, Anıtlı'daki MS 1.
yüzyıldan kalma Meryem Ana Manastırı'nın avlusunda
oynayan çocukların gözlerinde okunuyor, 1600 yıllık Mor
Gabriel Manastırı'nın açık sarı renkli taşlarına
siniyor... Dört dilden söylenen sevgi sözcükleri ve iyilik dilekleri
Midyat'ın bir diller ve dinler kenti olduğunu doğruluyor.
|